HABER_DETAY

Ekim 15, 2020 7:05 am

İlklerin Adresi Balparmak, 10 Yıl İçinde Dünya Lideri Olacak

İlklerin Adresi Balparmak, 10 Yıl İçinde Dünya Lideri Olacak

Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Kendimize 10 yıl içinde dünya liderliğine ulaşma hedefini koyduk. Bu büyüme stratejimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Ar-Ge merkezimiz, altyapı çalışmalarımızın en önemli adımıydı. Dünyanın lider bal markası olmanın sadece iyi pazarlamadan ibaret olmadığının bilincindeyiz. Bu nedenle Ar-Ge çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürerek, yenilikçi ve katma değerli ürünler geliştirmeye devam edeceğiz” diyor.

Balparmak, tam 40 yıldır dünyanın en mucizevi besini olan “bal ve arı ürünlerinin doğallığını ve saflığını korumak ve onu kaliteli yaşamın vazgeçilmez bir unsuru haline getirmek, böylece değerini hak ettiği en yüksek düzeye çıkarmak” misyonuyla çalışmalarını sürdürüyor. Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Türkiye’de bal sektöründe markalaşan ilk şirket olarak 1989 yılında Türkiye’nin en çok satılan bal markası olduk. 1991 yılından bu yana Türkiye’nin lider bal markasıyız. 1986 yılında kurduğumuz kalite kontrol laboratuvarımız 2016 yılında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanında ilk ve tek, gıda alanında ise 8. Ar-Ge Merkezi olarak yetkilendirildi. Ar-Ge ve Kalite Kontrol Laboratuvarı’mızda Türkiye’nin dört bir yanındaki arıcılarımızdan tedarik ettiğimiz bal ve diğer arı ürünlerini, farklı süreçlerde en az 92 parametre içeren analizlerden geçiriyoruz. Doğallığından ve sağlıklı olduğundan emin olduktan sonra gıda güvenliği kuralları çerçevesinde ve yüksek kalite anlayışımızla, hijyen kurallarına uygun el değmeden ambalajlıyor ve değerli iş ortaklarımızla tüketicilerimize ulaştırıyoruz. Bizim için gıda güvenliği ve hijyeni, kalite politikamızın temelini oluşturuyor. Ar-Ge Merkezinde sadece bal değil, diğer arı ürünlerinin kalite kontrol analizlerini de yapıyor ve bu konuda bilimsel araştırma projeleri de yürütüyoruz. Hem yurt içi hem de yurt dışında bulunan üniversite, araştırma merkezleri ve laboratuvarlarla ortak bilimsel araştırma projelerinin yanı sıra yeni ürün geliştirme çalışmaları da yapıyoruz. Türkiye’nin en büyük markalı bal ihracatçısıyız. 1994 yılından bu yana Balparmak olarak Almanya, Avusturya, Hollanda, Belçika, Fransa, İngiltere, Çin, Azerbaycan, Singapur, Japonya gibi ülkelere ihracat yapıyoruz. Çam ve çiçek ballarımızın yanı sıra Apitera serimiz, Propolis, Katla Balla ve BallıMix ürünlerimizi yurtdışında da tüketicilerle buluşturuyoruz” dedi. Sorularımızı yanıtlayan Özen Altıparmak’a teşekkür ederiz.

SORUMLULUK BİLİNCİYLE ÇALIŞIYOR

Balparmak denilince marka ve güven faktörleri öne çıkıyor. Müşteriye bu güveni vermeyi nasıl başardınız, marka oluşturma çalışmalarınızda neler ön plana çıktı?

40 yıllık bir marka olarak güvenilir gıda ve gıda hijyenine uygun ambalajladığımız doğal, saf ve sağlıklı arı ürünlerini, ülkemizin her noktasındaki tüketicilerimize ulaştırmanın sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz. Aynı zamanda, devletimize karşı da sorumluyuz. AB uyum yasaları ile şekillenen ve devletimizin ilgili mercilerinin denetlediği kodeks ve güvenilir gıda kriterlerine uygun, doğal arı ürünlerini piyasaya arz etme ve bakanlığımızın mücadele ettiği “balda ve diğer arı ürünlerinde taklit ve tağşiş” tespitine yönelik çalışmalarına tüm gücümüzle destek veriyoruz. Arıcılarımıza ve arıcılık mesleğine karşı sorumluyuz. Bal ve arı ürünleri üreticilerimizin desteklenmesi, yeni ürünlere teşvik edilmesi, bilgilendirilmesi ve emeklerinin, ürünlerinin değerlendirilmesine dair çalışmalar yürütüyoruz. Doğaya ve toplumumuza karşı sorumluyuz. Arı ürünlerinin biyoyararlılığa katkıları konusunda toplumda farkındalık ve bilinç yaratmak amacıyla sosyal sorumluluk çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Bütün bu sorumlulukların bilinciyle yaptığımız çalışmaların, bize olan güvenin temellerini oluşturduğuna inanıyoruz.

COVID-19 GÜVENLİ ÜRETİM BELGESİ’Nİ ALMAYA HAK KAZANDIK

Pandemi süreci işlerinizi nasıl etkiledi, Pandemide neler yaptınız?

Covid-19 döneminde bağışıklığı destekleyici ve sağlık faydası olan doğal ürünlere talep arttı. Özellikle doğal bağışıklık güçlendirici arı ürünlerinden biri olan propolis, yoğun ilgi gördü. Biz de bu talep doğrultusunda pandemi sürecinin başından itibaren hem tüketicilerin hem de çalışma arkadaşlarımız ve onların ailelerinin sağlığı ve güvenliği için tüm önlemleri alarak üretime devam ettik. Şu anda ambalajlamadan dağıtıma tüm aşamalarda, pandemi öncesinde de en üst seviyede olan gıda güvenliği ve hijyeni konusunda çalışmalarımızı aynı hassasiyetle yürütüyoruz. Üretim tesislerimizin giriş çıkışından, çalışma arkadaşlarımızı taşıyan servislere, yemekhanelerden soyunma odalarına tüm alanların hijyenine büyük önem veriyoruz. Üretim tesislerimizde ve ofislerde sosyal mesafe kurallarına uygun hareket ediyor, tüm iş süreçlerimizi enfeksiyon önleme ve kontrol eylem planlarımız çerçevesinde yönetiyoruz. Bu çerçevede yapılan denetimlerin ardından Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından verilen uluslararası geçerliliğe sahip Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi’ni almaya hak kazandık.

BAL, DÜNYADA EN KOLAY TAKLİT EDİLEN AMA EN ZOR TAHLİL EDİLEN BİR GIDA ÜRÜNÜ

Gıda sektöründe özellikle ‘doğru bilinen yanlışlar’ nelerdir, bu düzlemde neler söylemek istersiniz?

Bal özelinde konuşacak olursak; birçok kişi balın doğal ve sağlıklı olup olmadığını anlamanın rengine, kokusuna, tadına, kaşığa aldığınızda uzayıp uzamamasına, suda çözülüp çözülmemesine ya da yanıp yanmamasına bakarak anlamanın mümkün olduğunu zannediyor. Oysa bu mümkün değil! Çünkü bal, dünyada en kolay taklit edilen ama en zor tahlil edilen bir gıda ürünü… Balın doğal ve sağlıklı olduğunu anlamanın tek yolu var: Analiz! Arı doğası gereği 5 km yarıçapında uçar ve arı kolonisinin nektar, su ve polen toplayabileceği alan 80 km2’yi kapsar. Bu kadar büyük bir alanı kontrol altında tutmak fiziki olarak mümkün değildir. Bu nedenle balın cinsi, üretim metodolojisi ve sertifikasyon tipi ne olursa olsun (organik, süzme, petek, karakovan, press balı) kapsamlı analizlerden geçmeden sağlıklı ve doğal olduğu anlaşılamaz. Sahte bal ise kıvam, renk ve görünüş açısından gerçek bala benzemesine rağmen, balın insan sağlığı için bildirilen yararlarının hiçbirini sağlamıyor. Çünkü arıların çiçeklerden topladıkları bileşenlerin hiçbiri sahte balın içerisinde bulunmuyor. Balı sadece tatlı lezzetini veren şekerlerden ibaret bir ürün olarak nitelendiremezsiniz. Gerçek balın sağlığımız için bilinen yararları büyük ölçüde bileşiminde bulunan polifenolik bileşikler, vitaminler ve minerallerden kaynaklanıyor. Şekerli su ya da glikoz şurubundan hazırlanan sahte ballarda bu önemli bileşenler yer almıyor.

PAKETLİ VE GÜVENİLİR MARKALARIN ÜRÜNLERİNİ ALSINLAR

İyi bir balın fiyatı ortalama ne kadardır? Bir zamanlar TV’lerde özellikle petek ballar 100 lira gibi komik bir rakama satılıyordu, sağlık ve gıda bakanlıkları bu anlamda harekete çok geç geçti. Piyasada böyle firmalara karşı bakanlıklar neler yapmalı, sizler bu durumdan nasıl etkileniyorsunuz?

Tüketicilerin sağlığı ve gıda güvenliği açısından denetimlerin artırılmasının çok önemli ve faydalı olduğu kanaatindeyiz. Fiyat ise bir balın doğal ve sağlıklı olduğunun tek göstergesi olamaz. Zira her ne kadar çok düşük fiyatlara mâl olmasa da, fırsatçılar bu farkı rant olarak kullanabilmektedirler. Bazen sahte ballar aşırı fiyatlarla bile satılabilmektedir. Sonuç olarak tüketiciler gıda güvenliği ve hijyeni açısından, paketli ve güvenilir markaların ürünlerini almalılar. Bal kategorisinde yaşanan sorunların başında taklit ve tağşiş geliyor. Türk Gıda Kodeksi Alkolsüz İçecekler Tebliği’ne göre “Bal aroması ilave edilerek aromalı şurup üretilemez” denmektedir. Ancak hukuki boşluklardan yararlanılarak bal aromalı şurup üretimleri devam ediyor, bu ürünler kavanozlara konuluyor. Ayrıca nişasta bazlı olan ve olmayan şeker şurupları ile bal aroması ilavesiyle bal benzeri ürünler yapılarak, etiketinde bal algısı yaratılarak tüketici aldatılıyor ve bal adı altında satılabiliyordu. Ancak Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli, geçtiğimiz aylarda bu konunun önemine binaen sektörde yer alan bazı sivil toplum kuruluşlarıyla ve bizimle de görüş alışverişinde bulundu. Ardından hızla ürünün suistimal edilmesine izin vermeyecek önlemler aldılar. Bu memnuniyet verici bir gelişme. Diğer yandan zaman zaman kullanılan bilinçsiz ve yersiz zirai ilaçlar ile veteriner ilaçları da balda kalıntılara sebebiyet veriyor, çünkü bal absorban bir ürün. Ayrıca arı ölümlerinin önemli nedenlerinden biri de zirai ilaçlama ve yoğun antibiyotik kullanımı. Bu risk bizlere kalite riski olarak yansıyor ancak bu konuda deneyimliyiz, yatırım ve organizasyonlarımız da, bu tür gıda güvenliği risklerini önleyebilecek durumda.

10 YIL İÇİNDE DÜNYA LİDERİ OLACAĞIZ

Hedef ve yatırımlarınızdan bahseder misiniz? Tercih edilmenizde neler etkili oluyor, rakiplerinizden hangi yönleriniz ile ayrılıyorsunuz?

Markalı, analiz edilmiş, ambalajlı, doğal ve sağlıklı bal tüketimi konusunda tüketicilerde bilinç oluşturmak en önemli hedefimiz. Bunun yanında bal ve arı ürünlerinin kullanım alanlarını genişleterek, yeni tüketim alışkanlıkları kazandırmak stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Kendimize 10 yıl içinde dünya liderliğine ulaşma hedefini koyduk. Bu büyüme stratejimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Ar-Ge merkezimiz, altyapı çalışmalarımızın en önemli adımıydı. Dünyanın lider bal markası olmanın sadece iyi pazarlamadan ibaret olmadığının bilincindeyiz. Bu nedenle Ar-Ge çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürerek, yenilikçi ve katma değerli ürünler geliştirmeye devam edeceğiz. Üniversitelerle birlikte geliştirdiğimiz araştırma projeleriyle, bilir kurum olmak yolunda ciddi adımlar atmaya devam edeceğiz. Gıda güvenliği ve hijyeni, tüketicilerimize karşı sahip olduğumuz en önemli sorumluluklarımızdan biri. Bu nedenle BRC, FSSC 22000, ISO 9001, ISO 17025 ve TSE gibi ulusal ve uluslararası kalite belgelerine sahibiz. Kurulduğumuz günden bu yana en üst seviyede olan gıda güvenliği ve hijyeni konusundaki çalışmalarımızı, pandemi sürecinin başından itibaren ambalajlamadan dağıtıma, tüm aşamalarda aynı hassasiyetle yürütüyoruz. Üretim tesislerimizde ve ofislerde sosyal mesafe kurallarına uygun hareket ediyor, tüm iş süreçlerimizi enfeksiyon önleme ve kontrol eylem planlarımız çerçevesinde yönetiyoruz. Bu çerçevede yapılan denetimlerin ardından Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından verilen uluslararası geçerliliğe sahip Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi’ni almaya hak kazandık. 40 yıldır, gıda hijyeni ve güvenilir gıdanın sürdürülebilirliği konusunun farkında olan bir marka olarak diyoruz ki; hiçbir tüketici gerçek ve sağlıklı balı anlayamaz. Bu nedenle açıkta satılan markasız balları almamalarını öneriyorum. Ambalajlı, markasına güven duyduğu balları almaları önemli çünkü marka güven demektir, tüketici ile üretici arasında bir taahhüt demektir.

ÖZEL HABER

Ahmet Doğan-KOBİLIFE

HABERE_YORUM_YAP

HABERE_YAPILAN_YORUMLAR

HIC_YORUM_YAPILMAMIS