Kriz Ne Zaman Sona Erebilir?
IMF, Dünya Bankası ve diğer bazı uluslararası kuruluşlar ile ünlü ekonomistlerin büyük çoğunluğu, dünya ekonomisinin istikbali hakkında henüz pek iyimser konuşmuyorlar. Merkez bankalarının başkanları da ihtiyatlı; ilave olarak da arada bir enflasyon riskinden de söz ediyorlar. Ancak ima ettikleri ihtimal, üretimi canlandıracak bir talep genişlemesinin yaratacağı enflasyonist baskılardan çok, üretimi pek kımıldatmayan ek talebin yol açacağı fiyat artışları. Bu görüşler haklı mı, değil mi? Tarihe bir bakalım. Tarihe bakarken de son günlerde adı hep gündemde olan üstadımıza, yani Keynes’e başvuralım.
Keynes II. Dünya Savaşı’nın son yıllarında, Bretton Woods Toplantısı’na İngiliz delegasyonunun başkanı olarak katılıp, geri döndükten kısa bir süre sonra vefat etti. Neredeyse ömrünün son günlerine kadar inatla savunduğu fikir şu idi; Savaş sonunda ortaya çıkan bunalımı önlemek için tahrip olmuş Avrupa ekonomilerine istikrar önerilirken, başta ABD olmak üzere savaştan zarar görmemiş ülkelere hızla genişleme tavsiye edilmelidir. Bu önerilerin yerine getirilmesi için de uluslarüstü yetkilere sahip finans kurumları oluşturulmalıdır.
Şimdi koşullar çok değişik. Keynes’in önerdiği mantıklı uluslararası para sisteminin ve uluslarüstü yetkilerle donatılmış finans kurumlarının yokluğu açıkça hissedilmekte.
Mesela zengin ülkelere söz geçirecek bir uluslararası kuruluş yok. Ayrıca, yine mesela, Avrupa Birliği’ni oluşturan ülkelerin farklı ulusal çıkar ve hedefleri, böyle bir otoritenin kullanılmasına zaten uygun değil. Onun için şu ciddi kriz karşısında bile, bol bol işbirliği ve ortak hareket etmekten söz ediyorlar. Ama söylediklerini bir türlü hayata geçiremiyorlar.
Yaklaşık iki yıl önce kriz burnunu gösterirken, zengin ülkelerin hala enflasyondan çekinerek büyümenin yavaşlamasına aldırış etmemeleri, sorunlar birden büyüdüğünde, talebi canlandıracak para ve maliye politikalarının acilen yürürlüğe konmasını engelledi. Üstelik kriz başladıktan sonra bile Avrupa Merkez Bankası, kurtarma paketleri ardı ardına yürürlüğe konarken, mali disiplinin bozulmaması hususunda hükümetleri sık sık uyardı.
Bu koşullar altında dünya ekonomisi yaygın krizi bu yıl atlatabilir mi? Sorunun cevabı, kriz sözünden ne anlaşıldığına bağlı. Bu yıl ve önümüzdeki yıl, dünya ekonomisinde ortalama büyüme hızı tabiidir ki eski seviyelerine ulaşamayacaktır. Büyüme rakamlarının tedirginlik verecek marjinal düzeylere kararlanması ihtimali de var. Ama şu an, gelecek için hala aşırı kötümser olmak da mantıklı değil. Bazı iyimser tahminlere göre Amerikan ekonomisi 2010 yılının ortalarında iyice canlanmaya başlayacak. Bu tahmin gerçekleşirse, dünya ekonomisi de Amerika’yı takip eder.