Türkiye’nin önemli saat mağazalar zincirlerinden olan Konyalı Saat’in temelleri 1951 yılında Konya’da atılmış. Bugün Konyalı Saat olarak sektörde yarım asrı geride bırakan şirket, ilk faaliyetlerine Şen Saat adı altında küçük bir dükkanda başlamış. Konya’dan İstanbul’a taşınan şirket, zaman içinde istikrarlı büyümesinin getirdiği sonuçlarla, bugün 580 bayii ağına ve 13 şubeye sahip. Ayrıca 240 kişiye istihdam sağlayan Konyalı Saat’in bünyesinde, farklı sektörlerde faaliyet gösteren dört farklı firma bulunuyor. Sektör faaliyetlerine üretici olarak başlayan Konyalı Saat’in Türkiye genelinde bayii satışlarını ise 12 kişilik bir ekipten oluşan satış temsilcileri gerçekleştiriyor. 2009 yılında kahve ve otomasyon alanında faaliyet gösteren şirketlerde dahil olmak üzere grup olarak toplamda 36 milyon dolar ciroya ulaşan Konyalı Saat, 2010 yılında bu rakamı 40 milyon dolara taşımayı hedefliyor. Özellikle Türk tüketicisi tarafından sevilen ‘Nacar’ markasının yaratıcısı olan Konyalı Saat’in ikinci nesil yöneticisi İrfan Nalçacı, “Nacar zaten Türkiye’de oldukça bilinen ve tercih edilen bir marka. Bizim Avrupa’daki hedefimiz Türkiye’ye gelen turisti etkilemek ve bu markayı dünyada tanınan bir marka haline getirmek” diyor. Nacar’ı dünya klasmanına taşıyabilmek için Türkiye’ye gelen turistleri etkilemenin yanında yurt dışı fuarları içinde hummalı bir çalışma içerisinde olan Konyalı Saat’in Genel Müdürü İrfan Nalçacı ile saat sektörü, şirketin hedefleri ve geleceğe yönelik projeleri hakkında konuştuk.
Şirketinizin markalaşma sürecinden ve üretimlerinden bahseder misiniz?
1968 yılında Güney Almanya'da iflas eden duvar ve bekçi kontrol saatleri üretimi yapan Palmtag fabrikasını satın aldık ve fabrikayı Türkiye'ye taşıyıp 1969 yılında bekçi kontrol ve duvar saati imalatına başladık. O zamanlar duvar saati ve büyük mekanik kurmalı saatle başlayan üretimimiz, zamanla yerini elektronik duvar saatine bıraktı. 1980 yılından sonra Almanlarla birlikte milyonlarca elektronik duvar saatleri ürettik. 1993 yılına kadar elektromekanik ve küçük kontrol saati üreten ‘ilk’ markaydık. Çin malları piyasaya girmeye başlayınca satışlarımız azaldı ve elektronik saat üretimimiz durdu. Sadece duvar saati ve bekçi kontrol saatlerinde faaliyetlerimizi sürdürdük. Şu an ürün gamımızda bekçi kontrol saati, duvar saati, kol saati ve meydan saati var. Konyalı Saat’in üretimleri İsviçre ve Honkong’ta yapılıyor. Dünya çapında kol saatinin asıl makinesini üreten 6 fabrika var. Duvar saatinde ise bu rakam 10’u geçmiyor.
Konyalı Saat bünyesinde önemli markalar olduğu göze çarpıyor. Hangi markaların Türkiye distribütörlüğünü yapıyorsunuz?
Bünyemizde Zenith, Nacar, Carrera, Movado, Ice Watch olmak üzere toplam beş marka barındırıyoruz. Konyalı Saat Mağazaları olarak ise yaklaşık 30 markaya da ev sahipliği yapıyoruz. Bu markalardan Nacar ve Carrera bize ait. Diğerlerinin ise Türkiye distribütörlüğünü yapıyoruz. Baktığınız zaman markalarımız bir merdivendir. Zenith başta olmak üzere sırasıyla Movado, Nacar, Carrera ve Ice Watch onu takip ediyor.
Nacar markası ile ilgili hedefleriniz nelerdir? Kendinize ait olan bu markayı yurt dışına taşımayı planlıyor musunuz?
Henüz Avrupa’ya açılma aşamasına gelmedik. Nacar zaten Türkiye’de oldukça bilinen ve tercih edilen bir marka. Bizim Avrupa’daki hedefimiz Türkiye’ye gelen turisti etkilemek ve bu markayı dünyada tanınan bir marka haline getirmek. Bu sebeple yurt dışında fuarlara katılıyoruz. 2010 yılında hedefimiz ise, ağırlıklı olarak Orta Doğu, Rusya ve Ukrayna’da fuarlara katılımı artırıp markalarımızı tüketiciye tanıtmak.
Ürün tasarımlarınızı kendiniz mi yapıyorsunuz?
Tüm saatlerimizin tasarımı bize aittir. Bazı markalar sektöründe liderdir. Örneğin Rolex bir dünya markasıdır. Birçok firma koleksiyon olarak bu markanın taklidini çıkartıyor. Fakat bizim ürünlerimiz tamamen şirketimize ait tasarımlardır.
Ürünleriniz içerisinde kol saatlerinin yanı sıra bekçi saatleri ve meydan saatleri gibi ilginç kategoriler de bulunuyor. Bu noktada sizin imzanızı taşıyan özel projelerini var mı?
Türkiye’de birçok kulenin üzerindeki meydan saatinde bizim imzamız var. Bu saatler; uyduya veya Alman vericilerine bağlanan 1 ila 2 metre çapında üretilen özel atomik saatlerdir. Bir milyon senede bir saniye şaşma yapmayan meydan saatlerinin, hem yurt içine hem de yurt dışına ihracatını yapıyoruz. Saatlerimiz Rusya ve Ukrayna ağırlıklı olmak üzere Irak, Suriye, Filipinler, Hindistan, Nijerya, Endonezya, Bangladeş gibi 12 ülkeye ihraç ediliyor.
Proje bazında hizmet verdiğiniz kurumlar var mı?
Türkiye’de 2000 yılından beri halka açık yerlerde duvar saatlerine önem verilmeye başlandı. Özellikle hastanelerde, tren garlarında ve havaalanlarında duvar saatleri büyük ihtiyaç olarak görülüyor. Bizde bu doğrultuda kamuya hizmet vermek üzere bazı projelere imzamızı atıyoruz. Havalimanındaki iç hatlar gidiş ve dönüş saatleri bize ait. Acıbadem Hastanelerinin ise tüm duvar saatleri Nacar’dır. Ayrıca iki yıldır TRT’yle yaptığımız bir proje var. Bu proje çerçevesinde TRT1, TRT Türk, TRT Avaz kanallarında günde dört kere yayınlanan ana haber bülteni başlangıcında Nacar Saat ayarı veriyoruz.
Darphaneyle yapmış olduğunuz özel projeler var. Bu proje kapsamından biraz bahseder misiniz?
Türkiye Cumhuriyeti Darphanesine her sene özel üretim yapıyoruz. Bu koleksiyonumuzda orjinal darphane parasının yarısını kesip cep ve kol saati üzerine mıhlıyoruz. Geçen yıl ürettiğimiz koleksiyonda Cemalettin Rumi’nin 800’üncü doğum yılına özel bir koleksiyon hazırladık. Bu tarz koleksiyonlarımız özel seri olup yalnızca 25’şer ve 50’şer olmak üzere üretiliyor. Daha önceki darphane çalışmalarımızda ise Barboros Hayrettin Paşa için özel bir koleksiyonumuz vardı. Yine Darphaneye hazırladığımız bir koleksiyonda ise burçların simgeleriyle hazırlamış olduğumuz özel saatlerimiz var. Üzerinde Selçuklu zamanından kalma figürler bulunuyor. Bu koleksiyon yine özel serilerimizden olup yalnızca 50 adet üretildi. Darphaneden elde ettiğimiz gelir 300 ila 400 milyon TL civarını geçti.
Konyalı Saat bayilik ağıyla büyümeyi tercih ediyor. Bayilik verirken özellikle tercih ettiğiniz bölgeler oluyor mu?
Konyalı Saat olarak alışveriş merkezlerinde (AVM) mağazalaşmayı tercih ediyoruz. Çünkü bu noktalar biraz daha rekabetten uzakta. Fakat cadde mağazacılığına da önem veriyoruz. Bizim için açtığımız mağazaların lokasyonu çok önemli. 2001 yılında 10 adet Carrefour’da mağaza açışı yaptık. Zamanla şube sayısı beşe indi. Birde Forum AVM’lerde büyümeye devam ediyoruz. Konyalı Saat olarak franchise vererek büyümek hedeflerimiz arasında.
Peki 2009 yılında ne kadarlık bir büyüme gerçekleştirdiniz?
2008 yılında yaşanan krizden her şirket kadar bizde etkilendik ve cirolarımız düştü. Kriz sonrası verim alamadığımız dört saat mağazamızı kapattık. 2009 yılında elde ettiğimiz grup ciromuzun toplamı 36 milyon dolar. Bu rakamın 18 milyon doları kahve ve otomasyona aitken geri kalan kısmı ise saat ve perakende. 2010 yılında kahve sektöründe faaliyet gösteren şirketimiz Lavazza’nın yüzde 30 ila 35 civarında büyümesini öngörüyoruz. Konyalı Saat ve diğer grup şirketlerimiz ise yatay gidecek. Bu hedef doğrultusunda; 2008 yılı oranlarını tutturmak bizim için yeterli. 2010 yılında ise grup olarak 40 milyon dolar ciro elde etmeyi hedefliyoruz.
Türkiye pazarında önemli bir yere sahipsiniz. Bu noktada bize dünya saat sektörü hakkında bilgi verir misiniz?
2008 yılında Çin, 638 milyon adet saat üretimi gerçekleştirdi. Bu üretimden ise 1 milyar 710 milyon dolar gelir elde etti. İsviçre ise 26 milyon üretimle ciro rakamını 13 milyar dolar seviyesine ulaştırdı. Bu tabloya baktığımızda Çin’in çok önemli seviyelerde üretim faaliyetlerinin olduğunu görüyoruz. Fakat bu üretime rağmen İsviçre cirosal bazda yüzde 80 fazlasını elde ediyor. Yani Çinliler işin biraz az maliyetli tarafına kaçıyor.
Tırnak…
“2009 yılında grup olarak 36 milyon dolar ciroya ulaştık. 2010 yılına yönelik ciro hedefimizi ise 40 milyon dolar olarak belirledik.”